Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Mirasçıları Bağlar Mı?
Yaşlı ebeveyniz başkasına mal varlığını devretmiş ve karşılığında ölünceye kadar bakılma sözleşmesi imzalamışsa, mirasçı olarak haklarınız nelerdir? Bu sözleşmeye itiraz edebilir, geçersizliğini talep edebilir misiniz?
Önemli Noktalar
- Bakma sözleşmesi mirasçıları bakım yükümlülüğü konusunda bağlamaz
- Devredilen mallar miras kapsamından çıkar ve mirasçılar üzerinde hak sahibi olamazlar
- Saklı payın ihlali durumunda mirasçılar tenkis davası açabilir
- Muvazaa veya hile varsa sözleşmenin geçersizliği talep edilebilir
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin mal varlığının tamamını veya bir kısmını başkasına devretmesi karşılığında, ölümüne kadar bakılma yükümlülüğünü düzenleyen özel bir sözleşme türüdür. TBK madde 611 uyarınca, bakıcı taraf bakılacak kişinin tüm yaşam ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür.
Sözleşmenin temel unsurları arasında karşılıklı edim yükümlülüğü bulunmaktadır. Bakılacak kişi mal varlığını devretme, bakıcı ise yaşam boyu bakım verme yükümlülüğü altına girer. Bu sözleşme türü özellikle yaşlı ve çocuksuz kişiler tarafından tercih edilmektedir.
Hukuki nitelik bakımından ölünceye kadar bakma sözleşmesi karma bir sözleşmedir. İçerisinde bağışlama, satım ve hizmet sözleşmesi unsurlarını barındırır. Yargıtay uygulamalarında bu sözleşmeler titizlikle incelenmekte ve geçerlilik şartları sıkı şekilde denetlenmektedir.
Bakma Sözleşmesi Tapu Devri Gerektirir Mi?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde tapu devri zorunlu olmamakla birlikte, uygulamada genellikle tercih edilmektedir. TMK madde 705 uyarınca taşınmaz malların devri tapu siciline tescil ile gerçekleşir. Bakma sözleşmesinde tapu devri yapılmaması halinde, bakılacak kişi malın mülkiyetini korur.
Tapu devri olmadan yapılan bakma sözleşmelerinde, bakılacak kişinin ölümü halinde mal miras kapsamında kalır. Bu durumda mirasçılar hem mala sahip olurlar hem de bakım yükümlülüğünden kurtulurlar. Ancak bu durum genellikle bakıcı tarafın mağduriyetine yol açar.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararlarında, tapu devri yapılmayan bakma sözleşmelerinin de geçerli olduğu ancak pratik zorluklar yaratacağı vurgulanmaktadır. Bu nedenle hukuki güvenlik açısından tapu devri ile birlikte düzenlenmesi önerilmektedir.
Sözleşmede tapu devri öngörülmüşse, bu devir işlemi derhal yapılmalıdır. Devir işleminin ertelenmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez ancak icra edilebilirlik sorunları yaratabilir.
Mirasçılar Bakma Sözleşmesine İtiraz Edebilir Mi?
Mirasçılar, geçerli şekilde kurulmuş bir bakma sözleşmesine salt bu nedenle itiraz edemezler. Ancak sözleşmenin kuruluş aşamasında hukuka aykırılık varsa, bu durumda iptal veya geçersizlik davası açabilirler. TMK madde 506 ve devamı maddeler uyarınca saklı paylarının ihlali halinde tenkis davası hakları saklıdır.
İtiraz sebepleri arasında muvazaa, hile, tehdit, yanılma veya gabin yer almaktadır. Özellikle yaşlı ve hastalık nedeniyle iradesini tam olarak açıklayamayan kişilerle yapılan sözleşmeler yoğun inceleme altına alınmaktadır. Mirasçılar bu durumları ispat etmek zorundadır.
Yargıtay içtihatlarına göre, bakılacak kişinin akli melekelerinin yerinde olmaması, sözleşme anında ayırt etme gücünden yoksun bulunması halinde mirasçılar kesin hükümsüzlük davası açabilirler. Bu dava zamanaşımına tabi değildir.
Sözleşmenin geçerli olması halinde mirasçılar, devredilen mal üzerinde herhangi bir hak iddia edemezler. Ancak bakım yükümlülüğü de mirasçılara geçmez, bu yükümlülük münhasıran sözleşmedeki bakıcıya aittir.
Bakım Borcu Yerine Getirilmezse Ne Olur?
Bakıcı tarafın bakım borcunu gereği gibi yerine getirmemesi halinde, bakılacak kişi sözleşmeden dönebilir ve devrettiği malların iadesini talep edebilir. TBK madde 125 uyarınca aynen ifa edilmeyen borç için sözleşmeden dönme hakkı doğar.
Bakım yükümlülüğünün ihlali somut olarak ispatlanmalıdır. Yargıtay uygulamalarında, bakımın yetersizliği tek başına fesih sebebi oluşturmayabilir. Ağır ihmal veya kasıtlı olarak bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi aranmaktadır.
Bakılacak kişinin ölümü halinde, mirasçılar bakım borcunun yerine getirilmediğini ileri sürerek sözleşmenin feshi ve malların miras kapsamına dönmesini talep edebilirler. Ancak bu iddialarını delillerle ispat etmeleri gerekmektedir.
Fesih halinde, bakıcı taraf o ana kadar yaptığı masraflar ve verdiği hizmetler için uygun bir karşılık talep edebilir. Bu durum sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmektedir. Taraflar arasında adil bir denge kurulması amaçlanmaktadır.
Bakma Sözleşmesi Feshedilebilir Mi?
Bakma sözleşmesi, sürekli borç ilişkisi yaratması nedeniyle haklı sebep varlığında feshedilebilir. TBK madde 618 özel olarak bu durumu düzenlemekte ve tarafların haklı sebeplerle sözleşmeyi feshedebileceklerini öngörmektedir.
Bakıcı tarafın fesih hakkını kullanabilmesi için, bakılacak kişinin davranışlarının tahammül edilemez hale gelmesi veya bakım şartlarının öngörülenden çok ağır olması gerekmektedir. Hastalığın ilerlemesi tek başına fesih sebebi oluşturmaz.
Bakılacak kişi ise, bakıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi, kötü muamele görmesi veya sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde fesih hakkını kullanabilir. Bu durumda devrettiği malların iadesini talep edebilir.
Karşılıklı anlaşma ile fesih her zaman mümkündür. Taraflar aralarında anlaşarak sözleşmeyi sona erdirebilir ve mal devri geri alınabilir. Bu durumda verilen hizmetler için uygun bir bedel ödenebilir.
Fesih halinde, tapu devri yapılmışsa bu devir geri alınmalıdır. Fesih kararının kesinleşmesi ile birlikte tapu iadesi talep edilebilir ve mahkeme kararıyla tescil düzeltilebilir.
Saklı Payı İhlal Eden Bakma Sözleşmesi Geçerli Mi?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin saklı payı ihlal etmesi halinde sözleşmenin tamamı geçersiz olmaz, ancak TMK madde 506 vd. uyarınca mirasçılar tenkis davası açabilirler. Devredilen malın değeri saklı payı aşan kısmı tenkis edilebilir.
Saklı pay hesaplamasında, sözleşme tarihindeki değil, mirasbırakanın ölüm tarihindeki değerler esas alınır. Bakma sözleşmesi ile devredilen malın değeri ile verilen bakım hizmetinin karşılaştırılması yapılarak net bir kazanım hesaplanır.
Yargıtay uygulamalarında, bakım hizmetinin ekonomik değeri dikkate alınarak tenkis miktarı belirlenmektedir. Verilen bakım hizmetinin bedeli, devredilen malın değerinden mahsup edilir. Bakım süresinin kısalığı tenkis miktarını artırabilir.
Mirasçılar tenkis davasını, mirasbırakanın ölümünden itibaren bir yıl içinde açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir ve uzatılamaz. Tenkis davası sonucunda, bakıcı fazla aldığı kısmı mirasçılara iade etmekle yükümlüdür.
Sözleşmede saklı pay korunması için özel hükümler öngörülebilir. Mirasçıların rızasının alınması veya saklı payları karşılığında başka malların bırakılması gibi düzenlemeler yapılabilir.
Bakma Sözleşmesi Noterde Mi Yapılır?
Bakma sözleşmesi kural olarak şekil şartına tabi değildir, ancak taşınmaz devri içeriyorsa TMK madde 706 uyarınca resmi şekil gereklidir. Noterde düzenlenen senet ile sözleşmenin geçerliliği ve ispat gücü artmaktadır.
Taşınmaz devrini içeren bakma sözleşmeleri, noter huzurunda resmi senet şeklinde düzenlenmelidir. Aksi halde sözleşme kesin hükümsüz olur. Noter, tarafların iradelerini doğru şekilde açıkladıklarını kontrol eder ve gerekli hukuki uyarıları yapar.
Taşınır mal devri içeren bakma sözleşmelerinde resmi şekil zorunluluğu yoktur, ancak ispat güçlüğü yaşanmaması için yine de noter huzurunda düzenlenmesi önerilmektedir. Özellikle yüksek değerli taşınırların devri söz konusuysa resmi senet tercih edilmelidir.
Noterde düzenlenen sözleşmelerde, bakım yükümlülüğünün kapsamı, devredilen malların özellikleri, fesih şartları gibi hususlar detaylı şekilde belirlenir. Bu sayede sonradan çıkabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilir.
Noter, sözleşme düzenlenirken tarafları hukuki sonuçlar konusunda aydınlatmakla yükümlüdür. Özellikle yaşlı ve hastalıklı kişilerle yapılan sözleşmelerde bu aydınlatma yükümlülüğü daha da önem kazanmaktadır.
Bakma Sözleşmesi Muvazaa Mıdır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaa teşkil edip etmediği her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. TMK madde 19 uyarınca muvazaalı işlemler kesin olarak hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük herkes tarafından ileri sürülebilir.
Muvazaa iddiasında bulunan kişi, tarafların gerçek iradelerinin sözleşme metninden farklı olduğunu ispat etmelidir. Sadece aile içi ilişki veya yakınlık muvazaa için yeterli değildir. Somut delillerle tarafların gerçek amacının farklı olduğu kanıtlanmalıdır.
Yargıtay içtihatlarında, bakılacak kişinin gerçekten bakım ihtiyacı bulunması, bakıcının fiili olarak bakım vermesi, taraflar arasında ekonomik denge bulunması muvazaaya karşı güçlü delil oluşturmaktadır. Salt yaş farkı veya akrabalık muvazaa için yeterli görülmemektedir.
Mirasçıların muvazaa iddiasında bulunabilmesi için, sözleşmenin görünürde olduğundan farklı bir amaca hizmet ettiğini somut delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Taraflar arasındaki yazışmalar, tanık beyanları, fiili durum gibi unsurlar değerlendirilir.
Muvazaa tespit edilirse sözleşme baştan itibaren hükümsüz sayılır ve devredilen mallar miras kapsamına dahil edilir. Bu durumda bakıcı tarafın yaptığı masraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karşılanır.
Yasal Dayanaklar
Bu makalede atıfta bulunulan mevzuat:
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m. 611-618) - Ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 506-520) - Miras hukuku ve saklı pay düzenlemesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 705-706) - Taşınmazların devri ve resmi şekil şartı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 19) - Muvazaalı işlemlerin hükümsüzlüğü
Sıkça Sorulan Sorular

Yazar
Av. Batuhan İnanlıKurucu
Av. Batuhan İnanlı, 2021 yılında Manisa'da kurduğu İnanlı Hukuk Bürosu ile bireysel ve kurumsal müvekkillere hukuki danışmanlık sunmaktadır. Aile hukuku, ceza hukuku, iş hukuku ve ticaret hukuku başlıca uzmanlık alanlarıdır. Manisa Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğini sürdürmektedir.